Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde düzenlenen 'Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi' ile HMK 25. maddesindeki 'Taraflarca Getirilme İlkesi' arasındaki ilişkiyi ve sınırları tartışınız. Bu iki ilkenin dengede tutulması yargılamanın adil yürütülmesi açısından neden önemlidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/865 Esas ve 2017/623 Karar sayılı kararları özelinde bu dengeyi örnekleyiniz.
HMK m. 25'te düzenlenen 'Taraflarca Getirilme İlkesi' (Hazırlama İlkesi), davanın tarafları tarafından getirilen vakıa ve delillerle bağlı olmayı, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları re'sen araştırmamasını ve hükmüne esas almamasını öngörür. HMK m. 31'de düzenlenen 'Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi' ise, hâkimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilmesi, soru sorabilmesi ve delil gösterilmesini isteyebilmesidir. Bu iki ilke arasında bir denge söz konusudur; aydınlatma ödevi, taraflarca getirilme ilkesini yumuşatır ancak ona aykırı hareket etmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/865 Esas, 2017/865 Karar sayılı ve 2015/22-1732 Esas, 2017/623 Karar sayılı kararlarında bu denge açıkça ortaya konmuştur. Kararlar, hâkimin davayı aydınlatma görevinin, taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda hâkimin re'sen delil araştırması veya tarafların ileri sürmediği bir talebi gündeme getirmesi anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Aydınlatma ödevi, mevcut taleplerin veya ileri sürülen vakıaların netleştirilmesi, belirsizliklerin giderilmesi amacına yöneliktir, yeni vakıa veya delil ikamesini zorunlu kılmamalıdır. Örneğin, 2017/865 K. sayılı kararda, davacının emsal ücret araştırması talebi olmamasına rağmen, mahkemenin re'sen bu araştırmayı yapmasının HMK 31'e aykırı olmadığı, ancak HMK 25'e uygun olması gerektiği belirtilmiştir. Bu denge, yargılamanın adil, şeffaf ve usul ekonomisine uygun bir şekilde yürütülmesi için kritik öneme sahiptir.