6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesinde düzenlenen 'Taleple Bağlılık İlkesi'nin' temelini oluşturan ana prensipleri ve bu prensibin yargılama hukukundaki önemini açıklayınız. Ayrıca, bu ilkenin mutlak olmadığını gösteren kanuni istisnalara değininiz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #282240

Taleple Bağlılık İlkesi (HMK m. 26), yargılamanın tasarruf ilkesinin bir açılımı olup, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini öngörür (HMK m. 26/1). Bu ilke, tarafların dava konusunu ve kapsamını belirleme yetkisini vurgular, böylece hâkimin tarafların iradesi dışında bir sonuca ulaşmasını engeller. Ancak, duruma göre hâkimin talep sonucundan daha azına karar verebileceği de belirtilmiştir. İlkenin mutlak olmadığını gösteren istisnalar da mevcuttur (HMK m. 26/2). Örneğin, kamu düzenini ilgilendiren bazı davalarda hâkimin talebe bağlı olmaksızın re'sen araştırma yetkisi bulunabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/9953 Esas, 2018/9953 Karar sayılı kararı, hâkimin tarafların talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerektiğini, aksi halde taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil edeceğini vurgulamıştır (yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmemesi örneği). Bu, hâkimin talep sonuçlarını göz ardı etmemesi, aksine her bir talep sonucunu yargılamanın sonunda hükme bağlaması gerekliliğini ortaya koyar.