Gönüllü vazgeçme hükmünün uygulandığı bir olayda, sanığın 'bir müddet daha tutup bıraktıkları' ve 'sair cisim sokulmasını engelleyen aşılabilir mukavemeti dışında harici bir engel bulunmadığı halde, sanıkların icra hareketlerine kendiliklerinden son verdikleri' durumda, bu eylemler 'nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs' mü yoksa 'basit cinsel saldırı' mı oluşturur?
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin kararına göre, bu durumda nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs hükümlerinin uygulanma koşulları bulunmamakta, mevcut haliyle sanığın o ana kadar gerçekleştirdiği eylemin TCK’nın 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükümleri uyarınca 'sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı' suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir (YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12465 Karar: 2017/1869). Bu eylemler cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirilmiş bir eylem de bulunmadığından basit cinsel saldırı suçunu dahi oluşturmayabilir, daha çok eziyet suçu kapsamında değerlendirilmelidir.