2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesinin (k) bendinde 'biyolojik çeşitliliği tahrip etmek' ve 9. maddesinin (e) bendinde 'sulak alanların doldurulması ve kurutulması' fiilleri için farklı yaptırımlar öngörülmüştür. Bu iki fiil arasındaki ilişkiyi ve yaptırım farkının nedenini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281259

Bu iki fiil, çevrenin farklı unsurlarını hedef alsa da birbiriyle yakından ilişkilidir ve özel-genel norm ilişkisi sergiler. Çevre Kanunu m.20/k, genel bir hüküm olarak biyolojik çeşitliliğe zarar veren çeşitli eylemleri kapsar ve bu fiili işleyenlere idari para cezası öngörür. 'Biyolojik çeşitliliği tahrip etmek', geniş bir kavram olup, nesli tehlikedeki bir türü avlamaktan, endemik bir bitki örtüsünü yok etmeye kadar pek çok fiili içerebilir. Sulak alanlar ise, barındırdıkları zengin flora ve fauna ile biyolojik çeşitliliğin en önemli merkezlerindendir. Kanun koyucu, sulak alanların ekolojik önemini ve karşı karşıya olduğu yok olma tehlikesini dikkate alarak, bu alanlara yönelik en yıkıcı eylem olan 'doldurma ve kurutma' fiilini özel olarak düzenlemiştir. Kanun m.9/e, 'Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamaz' diyerek mutlak bir yasak getirmiş ve m.20/k'da bu özel yasağa aykırılık için, genel biyolojik çeşitliliği tahrip etme fiilinden çok daha ağır bir idari para cezası (100.000 TL - güncel tutar: 1.936.005 TL) öngörmüştür. Yaptırım farkının nedeni, sulak alanların doldurulmasının veya kurutulmasının, sadece birkaç türü değil, bütün bir ekosistemi geri döndürülemez bir şekilde yok etmesi ve bu eylemin vahametinin diğer fiillerden çok daha ağır olmasıdır. Ayrıca, bu eylemi gerçekleştiren faaliyet sahibine, alanı 'eski haline getirme' yükümlülüğü de getirilmiştir.