TCK m.106/2-d'de düzenlenen 'var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak' tehdit suçunun oluşması için, failin söz konusu örgüte üye olması şart mıdır? Yargıtay'ın aradığı 'inanılırlık' ve 'makul neden' kriterlerini açıklayınız (Y4CD-K.2021/25013).

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281234

Hayır, failin söz konusu örgüte üye olması veya örgütle organik bir bağının bulunması şart değildir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için temel unsur, failin, mağduru korkutmak amacıyla bir suç örgütünün 'korkutucu gücünden' yararlanmasıdır. Örgütün ismi, mağdur üzerinde bireysel bir tehdide göre daha yoğun bir korku, kaygı ve endişe yaratmak için bir araç olarak kullanılır. Ancak Yargıtay, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için her 'örgüt ismi zikredilmesini' yeterli görmemektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K.2021/25013 sayılı kararında belirtilen kriterlere göre, mağdurun, failin suç örgütüyle (doğrudan veya dolaylı, zayıf da olsa) bir bağlantısı olduğuna veya olabileceğine 'inanmasını gerektirecek makul nedenlerin' bulunması gerekir. Yani, tehdidin somut olayın koşulları içinde ciddiye alınabilir ve inanılır olması aranır. Örneğin, hiçbir gücü veya çevresi olmayan bir kişinin rastgele bir tartışmada 'Seni mafyaya aldırırım' demesi, eğer somut olayın özelliklerinde bu tehdidi destekleyecek başka bir emare yoksa, bu nitelikli hali oluşturmayabilir. Ancak failin duruşu, konumu, daha önceki eylemleri veya söylenen sözlerin bağlamı, tehdidi mağdur açısından 'inanılır' kılıyorsa, örgüte üye olmasa bile bu nitelikli hal uygulanır. Örgütün gerçekte var olması da şart değildir; 'var sayılan' bir örgütün isminin kullanılması da yeterlidir.