Silahla tehdit suçunun (TCK 106/2-a) oluşabilmesi için silahın bizzat gösterilmesi veya tehdit edici bir sözle birlikte kullanılması zorunlu mudur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (CGK-K.2021/491) bu konudaki kriterlerini, özellikle 'silahın korkutucu gücünden faydalanma' unsurunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281230

Silahla tehdit suçunun oluşabilmesi için failin sadece silahlı olması yeterli değildir; tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, yani 'silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması' gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2021/491 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu faydalanma çeşitli şekillerde olabilir. Silahın mağdura yöneltilmesi en açık halidir. Ancak, silahın gösterilmesi dahi, tehdit içeren sözler söylenmese bile, TCK 106/2-a'nın uygulanması için yeterli olabilir. Örneğin, failin belindeki silahı mağdurun görebileceği şekilde göstermesi veya eline alıp sallaması, mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırdığı, eylemin ciddiyetini gösterdiği ve faile cesaret verdiği için nitelikli halin uygulanmasını gerektirir. Burada önemli olan, silahın mağdur tarafından görülüp hissedilebilecek ve mağdurun üzerindeki psikolojik etkiyi artıracak biçimde teşhir edilmesi veya kullanılmasıdır. Dolayısıyla, silahın gösterilmesiyle birlikte ayrıca tehdit içeren sözler söylenmesi zorunlu değildir; silahın kendisi, eylemin niteliği gereği zımni bir tehdit mesajı taşır ve korkutucu gücüyle suçu nitelikli hale getirir.