Bir kavga sırasında failin mağdura 'Senin kafanı koparır aşağı atarım' demesi, anlık bir öfke ve kızgınlıkla söylenmiş olması gerekçesiyle tehdit kastının yokluğu sonucunu doğurur mu? Yargıtay'ın bu konudaki ilkesel yaklaşımını Y4CD-K.2014/3045 sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281229

Hayır, doğurmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir sözün kavga veya tartışma sırasında, anlık öfke ve kızgınlıkla (gazap haliyle) söylenmiş olması, tek başına tehdit kastını ortadan kaldırmaz ve suçun oluşumunu engellemez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K.2014/3045 sayılı kararında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Tehdit suçunun manevi unsuru genel kast olup, failin söylediği sözün anlam ve sonuçlarını bilerek ve isteyerek söylemesi yeterlidir; suçun tasarlanarak işlenmesi gibi özel bir kast aranmaz. Kavga sırasındaki 'şiddetli elem ve öfke' hali, failin iradesini tamamen ortadan kaldıran bir neden olarak değil, kusur yeteneğini azaltan bir etken olarak kabul edilir. Bu durum, koşulları varsa, TCK m.29'da düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanarak cezada indirim yapılmasına olanak tanıyabilir, ancak suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Mahkemenin değerlendirmesi gereken husus, söylenen sözün 'objektif olarak korkutucu nitelikte' olup olmadığıdır. 'Senin kafanı koparır aşağı atarım' şeklindeki bir ifade, açıkça hayata yönelik bir saldırı beyanı içerdiğinden objektif olarak korkutucudur. Bu nedenle, 'kavga sırasında fevren söylendi' gerekçesiyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunur.