Bir şirketin kanuni temsilcisi (müdürü), sahte fatura düzenleme suçundan yargılanmaktadır. Savunmasında, şirketi fiilen kendisinin yönetmediğini, sadece kağıt üzerinde müdür olduğunu ve faturalardan haberi olmadığını iddia etmektedir. Bu durumda mahkemenin 'suçta ve cezada şahsilik' ilkesi gereği maddi gerçeği ortaya çıkarmak için yapması gereken usuli işlemler nelerdir?
Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'suçta ve cezada şahsilik' ilkesi, bir suçtan dolayı ancak o suçu fiilen işleyen kişinin sorumlu tutulabileceğini ifade eder. Bu ilke gereği, mahkeme, şirketin kanuni temsilcisi olan sanığın şekli sorumluluğu ile yetinmemeli, suçu fiilen kimin işlediğini, yani 'gerçek faili' araştırmalıdır. Metinde de vurgulandığı gibi, mahkemenin yapması gereken usuli işlemler şunlardır: 1) Bilirkişi İncelemesi: Suça konu faturalar, sevk irsaliyeleri, çekler ve diğer ticari belgeler üzerindeki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığının tespiti için mutlaka imza ve yazı incelemesi yaptırmalıdır. 2) Tanık Beyanları: Sahte faturaları kullandığı tespit edilen karşı firma yetkilileri veya şahıslar tanık olarak dinlenmeli; bu faturaları kimden, hangi ticari ilişki kapsamında aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıkları sorulmalıdır. 3) Şirket Çalışanlarının Dinlenmesi: Şirketin muhasebecisi, satış, pazarlama gibi departmanlarındaki çalışanları tanık olarak dinlenerek, şirketi fiilen kimin yönettiği, talimatları kimden aldıkları, ticari faaliyetleri kimin yürüttüğü gibi hususlar aydınlatılmalıdır. 4) Diğer Delillerin Toplanması: Şirketin banka hesap hareketleri, telefon kayıtları (HTS), e-posta yazışmaları gibi deliller toplanarak sanığın savunması ve tanık beyanları ile karşılaştırılmalıdır. Mahkeme, tüm bu araştırmalar sonucunda sahte fatura düzenleme veya kullanma eylemini bizzat gerçekleştiren veya iştirak eden gerçek faili tespit ederek ceza sorumluluğunu ona yüklemelidir. Sadece ticaret sicilinde müdür olarak görünmek, cezalandırma için yeterli bir gerekçe değildir.