5237 sayılı TCK m.36'da düzenlenen gönüllü vazgeçme, icra hareketleri tamamlanmadan önce ve tamamlandıktan sonra olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bu iki durum arasındaki temel farkı ve failden beklenen davranışın niteliğini (negatif/pozitif) açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281176

TCK m.36'da düzenlenen gönüllü vazgeçme, suçun işleniş sürecindeki aşamaya göre iki farklı şekilde tezahür eder: 1) İcra Hareketleri Tamamlanmadan Vazgeçme (Eksik Teşebbüsten Vazgeçme): Bu durumda fail, suçun icra hareketlerine başlamış ancak bunları tamamlamadan, elinde devam etme imkanı varken kendi iradesiyle eylemine son verir. Burada failden beklenen davranış 'negatif' niteliktedir; yani bir şey 'yapmamak', icra hareketlerine devam 'etmemek' yeterlidir. Örneğin, kilitli bir kapıyı açmaya çalışan hırsızın, kapıyı açabileceği halde pişman olup olay yerinden ayrılması. 2) İcra Hareketleri Tamamlandıktan Sonra Vazgeçme (Tam Teşebbüsten Vazgeçme): Bu durumda fail, suçu tamamlamak için gerekli tüm icra hareketlerini bitirmiş, ancak neticenin gerçekleşmesi kendi iradesine bağlı olmayan bir sürece girmiştir. Bu aşamada gönüllü vazgeçmenin kabulü için failin sadece pasif kalması yetmez. Failden 'pozitif' bir davranış, yani 'kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini aktif olarak önlemesi' beklenir. Örneğin, zehirlediği kişinin panzehirini bularak vermesi, yaraladığı kişiyi hastaneye götürerek tedavi olmasını sağlaması gibi. Bu ikinci halde, failin neticeyi önlemek için 'ciddi bir çaba' göstermesi gerekir. Özetle, ilk durumda pasif kalmak yeterliyken, ikinci durumda aktif bir önleme çabası şarttır.