Mağdurun yokluğunda (gıyapta) işlenen bir tehdit eyleminin, 'silahla tehdit' (TCK m.106/2-a) suçunu oluşturabilmesi için Yargıtay'ın aradığı özel koşullar nelerdir? Failin, mağdurun evinin önünde havaya ateş ederek 'Onu öldüreceğim' demesi bu nitelikli hali oluşturur mu? Y4CD-2020/5749 kararını referans alınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #281170

Yargıtay'a göre, mağdurun gıyabında gerçekleştirilen bir eylemin silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi için, salt silah teşhiri veya kullanımı yeterli değildir. Nitelikli halin uygulanabilmesi için silahın, mağdurun üzerinde yarattığı korkunun etkisini somut olarak artıracak şekilde kullanılması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/5749 sayılı kararında da belirtilen kriterlere göre, silahın 'mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak' şekilde kullanılması icap eder. Örneğin, mağdurun evinin kapısına veya arabasına ateş edilmesi, kapısına bıçak saplanması gibi eylemler, tehdidin ciddiyetini ve tehlikeliliğini somut bir şekilde ortaya koyar ve mağdur bu izleri gördüğünde daha yoğun bir korku yaşar. Ancak, failin mağdurun evinin önünde sadece havaya ateş ederek tehdit savurması, bu somut izi veya hasarı bırakmadığı için, silahlı tehdit suçunu oluşturmaz. Bu durumda eylem, iletme kastı varsa, TCK m.106/1-1. cümlede düzenlenen tehdit suçunun temel şeklini oluşturur ve fail bu hükme göre cezalandırılır. Nitelikli halin uygulanmamasının sebebi, silahın korkutucu gücünün mağdura doğrudan veya dolaylı olarak (eşyası üzerinden) yansıtılmamış olmasıdır.