5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun Geçici 2. maddesi ile tekerrür hükümlerinin uygulanması için TCK'nın 58. maddesinde öngörülen sürelerin geçmesi, sanığın HAGB'den yararlanma ehliyetini nasıl etkiler? YCGK-K.2009/13 kararının bu konudaki yorumunu ve arkasındaki adalet ve hakkaniyet gerekçelerini açıklayınız.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti olması HAGB'ye engeldir. Ancak bu kural mutlak değildir. Adli Sicil Kanunu'nun Geçici 2. maddesi ve YCGK'nın yerleşik içtihatları, bu engelin belirli koşullarda aşılabileceğini göstermektedir. YCGK'nın K.2009/13 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kanun koyucunun bir kez mahkûm olan bir kişinin ömür boyu bu mahkûmiyetin olumsuz sonuçlarından etkilenmesini amaçladığı düşünülemez. Bu bağlamda iki önemli durum vardır: 1) Adli Sicil Kaydının Silinme Koşullarının Oluşması: Eğer sanığın önceki mahkumiyetine ilişkin adli sicil kaydının, 5352 sayılı Kanun uyarınca silinme koşulları oluşmuşsa (ancak idari bir işlemle henüz silinmemiş olsa bile), bu kayıt HAGB kararı verilirken dikkate alınmaz. 2) Tekerrür Sürelerinin Geçmesi: Daha da önemlisi, YCGK'nın anılan kararında belirttiği üzere, TCK'nın 58. maddesinde tekerrür hükümlerinin uygulanması için öngörülen süreler (infazdan itibaren ağır hapis ve 5 yıldan fazla hapislerde 5 yıl, diğerlerinde 3 yıl) geçmişse, bu eski mahkumiyet artık HAGB'ye engel teşkil etmez. Bu yorumun arkasındaki temel gerekçe adalet ve hakkaniyettir. Kanun koyucu, tekerrür gibi daha ağır bir müessese için bile bir 'zamanla unutulma' süresi öngörmüşken, daha lehe bir kurum olan HAGB için ömür boyu bir engelin varlığını kabul etmek orantısız olurdu. Bu nedenle, tekerrür süreleri geçmiş bir mahkumiyet, HAGB'nin objektif koşullarının değerlendirilmesinde engel oluşturmaz.