CMK m.216/1'de düzenlenen delillerin tartışılması sırasına uyulmamasının, örneğin sanık müdafisinden Cumhuriyet savcısından önce görüş alınmasının, savunma hakkı üzerindeki etkisini ve bu durumun Yargıtay tarafından nasıl değerlendirildiğini, YCGK'nın 2018/455 K. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #279829

CMK m.216/1, delillerin tartışılması aşamasında söz sırasını; katılan, Cumhuriyet savcısı ve son olarak sanık/müdafii şeklinde emredici bir biçimde düzenlemiştir. Bu sıraya uyulmaması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/455 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran önemli bir usul hatasıdır. **Hukuki Analiz ve YCGK'nın Yaklaşımı:** 1) **Sıranın Amacı ve Savunma Hakkı:** Kanun koyucu, söz sırasını 'önce iddia, sonra savunma' prensibine göre düzenlemiştir. Savunma makamının (sanık ve müdafii) en son söz alması, kendisinden önce ileri sürülen tüm iddialara, delillere ve özellikle iddia makamının nihai görüşü olan esas hakkındaki mütalaaya karşı cevap verebilmesini ve bütünlüklü bir savunma yapabilmesini sağlar. Bu, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin bir gereğidir. Sanık müdafisinden Cumhuriyet savcısından önce görüş alınması, müdafiin savcının mütalaasına karşı beyanda bulunma hakkını elinden alır ve savunma hakkını esaslı bir şekilde kısıtlar. 2) **Bozma Sonrası Yargılamada Durum:** YCGK 2018/455 K. sayılı kararında, bu kuralın sadece ilk derece yargılamasında değil, Yargıtay'ın bozma kararından sonra yapılan yargılamalarda da aynen geçerli olduğunu vurgulamıştır. Bozmaya karşı diyeceklerin sorulması da mahiyeti itibarıyla 'delillerin tartışılması' niteliğindedir. Bu nedenle, bozma sonrası duruşmada da önce Cumhuriyet savcısından, son olarak sanık müdafisinden görüş alınmalıdır. 3) **Yargıtay Tarafından Değerlendirme:** Yargıtay, CMK m.216/1'deki sıraya uyulmamasını, savunma hakkını kısıtlayan ve hükmün bozulmasını gerektiren bir usul hukuku ihlali olarak kabul etmektedir. YCGK 2018/455 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme kararını, bu usuli hata nedeniyle esasa girmeden bozmuştur. Bu, kuralın ne kadar önemli görüldüğünün ve ihlalinin sonuçlarının ne kadar kesin olduğunun bir göstergesidir. **Sonuç:** Delillerin tartışılmasında CMK m.216/1'de öngörülen sıraya uyulmaması, özellikle savunma makamına iddia makamından önce söz verilmesi, savunmanın iddiaya karşı cevap verme ve bütüncül bir savunma yapma hakkını ortadan kaldırdığı için savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir ve Yargıtay tarafından re'sen bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.