Bir hukuk davasında ispat yükü kendisinde olan taraf, delil olarak tanık beyanlarına ve 'vesair deliller' ifadesine dayanmıştır. Mahkeme, tanık beyanlarını iddiayı ispata yeterli bulmamıştır. Bu durumda mahkeme, 03.03.2017 tarihli İBK öncesi ve sonrası dönemi karşılaştırarak, tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatmalı mıdır? Hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m.31) bu durumu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #279822

Bu soru, HMK'nın getirdiği 'somutlaştırma yükü' ve Yargıtay'ın bu konudaki köklü içtihat değişikliğini anlamayı gerektirir. **1) 03.03.2017 tarihli İBK Öncesi Dönem (1086 sayılı HUMK Uygulaması):** Bu dönemde Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, dilekçelerde yer alan 'vesair deliller', 'sair deliller', 'her türlü kanuni delil' gibi genel ifadelerin 'yemin' delilini de kapsadığı yönündeydi. Bu kabule göre, ispat yükü kendisine düşen taraf diğer delilleriyle iddiasını ispatlayamadığında, mahkemenin bu tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğunu hatırlatması bir zorunluluktu. Bu hatırlatmanın yapılmaması, savunma hakkının kısıtlanması olarak görülür ve Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılırdı. Bu yaklaşım, bir nevi hâkimin davayı aydınlatma ödevinin bir uzantısı olarak kabul ediliyordu. **2) 03.03.2017 tarihli İBK Sonrası Dönem (6100 sayılı HMK Uygulaması):** 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, bu eski uygulamayı tamamen değiştirmiştir. Bu karara göre: - HMK m. 119/1-f ve m. 194 uyarınca taraflar, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini **açıkça belirtmek zorundadır.** - 'Vesair deliller' gibi genel ve belirsiz ifadeler, HMK'nın getirdiği 'somutlaştırma yükü'ne aykırıdır ve bu ifadeler, tarafın yemin deliline dayandığı şeklinde yorumlanamaz. - Dolayısıyla, dilekçesinde açıkça 'yemin' deliline dayanmayan tarafa, hâkimin yemin teklif etme hakkını hatırlatma görevi veya yetkisi yoktur. **Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevinin Etkisi (HMK m.31):** İBK sonrası dönemde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi, tarafların hiç dayanmadığı bir delili onlara hatırlatma şeklinde geniş yorumlanamaz. Aydınlatma ödevi, tarafların iddia ve savunmalarındaki belirsiz veya çelişkili hususları gidermeye yöneliktir. Bir delile (örneğin yemine) hiç dayanılmamış olması, aydınlatılması gereken belirsiz bir durum değil, tarafın usuli bir tercihidir. Hâkimin bu tercihe müdahale ederek yemin delilini hatırlatması, 'taraflarca getirilme ilkesini' (HMK m.25) ihlal eder. **Sonuç:** Sorudaki olay HMK döneminde gerçekleştiği için, mahkeme, tanık beyanlarını yetersiz bulduktan sonra, dilekçede açıkça 'yemin' deliline dayanılmadığı için davacıya yemin teklif etme hakkını **hatırlatmamalıdır.** Davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddetmesi gerekir. İBK öncesi dönem olsaydı, hatırlatma yapması zorunlu olurdu.