Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girmesinden sonra açılan bir davada, davacı taraf dava dilekçesinde dayandığı deliller arasında açıkça 'yemin' deliline yer vermemiş, ancak 'sair her türlü kanuni delil' ifadesini kullanmıştır. Diğer delilleri iddiasını ispatlamaya yetmeyen davacıya, hâkimin yemin teklif etme hakkını hatırlatıp hatırlatamayacağını, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde gerekçeleriyle açıklayınız.
Bu soru, HMK sonrası usul hukukunda önemli bir değişikliği ve tartışmayı ele almaktadır. 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na (İBK) göre, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda, tarafların dilekçelerinde 'sair deliller', 'her türlü delil' gibi genel ifadelere yer vermesi, onların yemin deliline dayandığı şeklinde yorumlanamaz. Dolayısıyla, hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatması mümkün değildir. İBK'nın bu sonuca ulaşmasındaki temel gerekçeler şunlardır: 1) Somutlaştırma Yükü: HMK m. 194, taraflara 'dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri' zorunluluğunu getirmiştir. Bu, 'somutlaştırma yükü' olarak adlandırılır. 'Sair deliller' gibi genel ifadeler bu yükümlülüğe aykırıdır. 2) Dilekçelerin İçeriğine İlişkin Düzenlemeler: HMK m. 119/1-f (dava dilekçesi) ve m. 129/1-e (cevap dilekçesi), tarafların iddia veya savunmalarını hangi delillerle ispat edeceklerini açıkça göstermelerini emretmektedir. Bu açık hükümler karşısında, genel ifadelere dayanarak yemin deliline de başvurulduğunu varsaymak kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olacaktır. 3) Teksif İlkesi: Yargılamanın belirli bir aşamasına kadar delillerin ileri sürülmesi ilkesi, delillerin belirsiz ve genel ifadelerle değil, somut ve açık bir şekilde bildirilmesini gerektirir. 4) Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevinin Sınırları: HMK m. 31'de düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi, tarafların hiç dayanmadığı bir delili onlara hatırlatmasını kapsamaz. Hâkimin yemin hakkını hatırlatması, 'taraflarca getirilme ilkesi'ne (HMK m. 25) aykırı bir müdahale olur. Sonuç olarak, 1086 sayılı HUMK dönemindeki yerleşik Yargıtay uygulamasının aksine, 6100 sayılı HMK döneminde, delil listesinde açıkça 'yemin' deliline dayanmayan taraf, bu hakkını kaybetmiş sayılır ve hâkimin bu konuda bir hatırlatma yapma görevi veya yetkisi yoktur. (Bkz: YİBGK 2015/2 E., 2017/1 K.).