Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/37 K. sayılı kararı ışığında, duruşmada 'son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi' kuralının (CMK m.216/3) hukuki niteliğini ve bu kurala uyulmamasının sonuçlarını, savunma hakkı bağlamında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #279800

CMK m.216/3, 'Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir' hükmünü amirdir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/37 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bu kuralın hukuki niteliği emredicidir ve savunma hakkının temel bir güvencesidir. Bu kurala uyulmaması, kanuna mutlak aykırılık hallerinden sayılır ve re'sen bozma nedenidir. Analiz şu şekilde yapılabilir: 1) Emredici Nitelik: Kural, mahkemenin takdirine bırakılmış bir usul hükmü değil, uyulması zorunlu, emredici bir normdur. Mahkemenin bu kuralı atlaması veya farklı yorumlaması mümkün değildir. 2) Savunma Hakkı ile İlişkisi: Son söz hakkı, sanığın yargılama boyunca ileri sürülen iddia, delil ve mütalaalara karşı son kez kendini ifade etme, masumiyetini veya lehe olan hususları dile getirme imkanıdır. Bu hak, silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin bir gereğidir. Bu hakkın kullandırılmaması, sanığın savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanması anlamına gelir. 3) Mutlak Bozma Nedeni: YCGK'nın süreklilik arz eden kararlarına göre, son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi, hükmün esasına girilmeksizin doğrudan bozma nedenidir. Bozma sonrası yapılan yargılamalarda dahi, 'kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği' ilkesi gereği bu kurala uyulması zorunludur. Kararda belirtildiği gibi, sanık adına müdafii savunma yapmış olsa bile, son olarak sanığa ekleyecek bir şeyi olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Sonuç olarak, CMK m.216/3'teki kural, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olup, ihlali Yargıtay tarafından mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmektedir (Bkz: YCGK 2021/37 K., YCGK 2018/455 K., YCGK 2019/104 K.).