Dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde, mahkeme veya Yargıtay'ın resen düşme kararı verme yükümlülüğünü, bu kararın CMK 223/8 kapsamındaki yerini ve 'yargılama yapılmasına engel olan bir hal' kavramıyla ilişkisini değerlendiriniz. Bu durumun 'derhâl beraat' ilkesiyle çeliştiği halleri de tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/123 E., 2018/168 K. sayılı kararı gibi birçok kararda belirtildiği üzere, dava zamanaşımı, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biridir. Dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde, mahkeme veya Yargıtay, bu durumu 'resen' (kendiliğinden) tespit ederek kamu davasının düşmesine karar vermekle yükümlüdür. Bu karar, CMK 223/8 maddesi kapsamında yer alır ve 'kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması' hallerinden biridir. **'Yargılama Yapılmasına Engel Hal':** Dava zamanaşımı, suçun ve failin varlığından bağımsız olarak, devletin cezalandırma hakkının belirli bir süre içinde kullanılmaması nedeniyle sona ermesi anlamına gelir. Bu, yargılamanın daha fazla ilerlemesine hukuken engel teşkil eden objektif bir durumdur. **'Derhâl Beraat' (CMK 223/9) ile İlişkisi:** CMK 223/9, 'Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez' hükmünü içerir. Bu durum, dava zamanaşımı dolmuş olsa dahi, eğer dosyadaki mevcut delillere göre (ilave araştırma gerektirmeksizin) sanık hakkında beraat kararı verilmesi mümkünse, düşme yerine beraat kararı verilmesi gerektiği anlamına gelir. Buradaki amaç, sanığın 'lekelenmeme hakkı'nı korumaktır. Yani, hukuki bir engel nedeniyle dava düşse bile, eğer sanığın beraat ettiği açıkça anlaşılıyorsa, ona beraat belgesi verilerek suçlu damgası vurulmamalıdır. Bu durum, zamanaşımı gibi düşme nedenleri ile beraat kararı arasındaki hiyerarşiyi ortaya koyar.