Adli kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcısının yazılı veya acele hallerde sözlü emri olmadan hukuka aykırı şekilde adli işlem yapması ve elde ettiği delillerin hukuki geçerliliğini, CMK 161/2 ve 216/3 maddeleri ışığında açıklayınız. Bu durumun, 'kimliğin gizlenerek adli işlem ifası' gibi ikincil tedbirler için neden daha kritik olduğunu irdeleyiniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278661

CMK Madde 161/2'ye göre, adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları ve uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu savcının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. CMK 161/3 ise, savcının emirleri yazılı, acele hallerde sözlü olarak vereceğini ve sözlü emrin en kısa sürede yazılı olarak da bildirilmesi gerektiğini belirtir. Bu bağlamda, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/4689 E., 2019/11113 K. sayılı kararı uyarınca, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü emri olmadan adli kolluk görevlisinin adli işlem yapması hukuka aykırıdır. Elde edilen delillerin hukuki geçerliliği açısından, CMK 216/3 maddesi (veya 217/2'deki genel ilke) gereği, hukuka aykırı olarak elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bu durum, özellikle 'kimliğin gizlenerek adli işlem ifası' gibi ikincil tedbirler için daha kritiktir. Çünkü kimliğin gizlenmesi olağan bir işlem olmayıp, bireyin temel hak ve özgürlüklerine ağır bir müdahale potansiyeli taşır. Bu nedenle, bu tedbirin gerekliliği ve orantılılığının mutlaka Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenmesi şarttır. Savcı talimatı olmaksızın bu tür gizli faaliyetlerden elde edilen deliller, adil yargılanma hakkının (AİHS 6) ihlali sayılır ve hükme esas alınamaz, bu da davanın bozulmasına neden olur.