Yalan tanıklık suçundan yapılan soruşturmalarda, Cumhuriyet savcılığının ilgili hukuki dava dosyalarını ve tanık beyanlarını toplama yükümlülüğünü, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin kovuşturmaya yer olmadığı kararına etkisini açıklayınız.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/15009 E., 2017/11260 K. sayılı kararına göre, yalan tanıklık suçundan yapılan soruşturmalarda, Cumhuriyet savcısının CMK 160'ta belirtilen maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü çerçevesinde kapsamlı bir inceleme yapması gerekir. Özellikle, şüphelilerin yalan tanıklık yaptıkları iddia edilen 'ana dava dosyası'nın (örn. hukuk davası) getirtilip incelenmesi ve şikayet dilekçesinde adı geçen ve olayla ilgili bilgisi bulunduğu belirtilen kişilerin 'tanık sıfatıyla' beyanlarının alınması hayati önem taşır. Bu hukuki belgelerin ve tanık beyanlarının toplanmaması, soruşturmanın eksik ve yüzeysel kalmasına neden olur. Yargıtay, bu tür eksik araştırma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının hukuka aykırı olduğuna hükmederek itiraz üzerine bu kararları kaldırmakta ve soruşturmanın genişletilmesini talep etmektedir. Amacı, suçun unsurlarının tam olarak değerlendirilmesi ve yeterli şüphenin oluşup oluşmadığının netleştirilmesidir.