CMK 139'da düzenlenen 'gizli soruşturmacı' tedbirinin hangi suç türlerinde (katalog suçlar) ve hangi koşullarda (somut delil, başka surette delil elde edilememesi) uygulanabileceğini, bu tedbirin 'kışkırtıcı ajan'dan farkını ve yargılama sürecindeki rolünü hukuk doktrini görüşleriyle birlikte tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/10-213 E., 2015/183 K. sayılı kararı, gizli soruşturmacı tedbirini detaylandırmıştır: * **Uygulama Alanı (Katalog Suçlar):** CMK 139/7'ye göre, bu tedbir sadece Türk Ceza Kanunu'nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK 188), suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK 220), silahlı örgüt (TCK 314) veya bu örgütlere silah sağlama (TCK 315) gibi belirli suçlarla sınırlı olarak uygulanabilir. Bu suçların 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' işlenmesi şartı aranır. * **Koşulları:** Suç tarihinde yürürlükte olan CMK 139/1'e göre, soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda 'kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması' ve 'başka surette delil elde edilememesi' halinde hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı kararı ile kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. (6526 sayılı Kanun ile hakim kararı zorunluluğu getirilmiştir). * **'Kışkırtıcı Ajan'dan Farkı:** Gizli soruşturmacı, kışkırtıcı ajan değildir. En önemli farkı, gizli soruşturmacının hiçbir zaman azmettiren durumunda bulunmamasıdır; yani görevi sırasında suç işleyemez ve başkasını suç işlemeye azmettiremez (CMK 139/5). Kışkırtıcı ajan ise, suç işleme niyeti olmayan kişiyi suça teşvik eder. Gizli soruşturmacının rolü, örgüt içine sızmak, gözetlemek, izlemek ve örgütün işlediği suçlarla ilgili iz, eser, emare ve delilleri toplamaktır. Bu tedbir, bireyin temel hak ve özgürlüklerine ağır müdahale teşkil ettiğinden, karar verme yetkisi ve uygulama koşulları sıkı kurallara bağlanmıştır. Amacı, suçun önlenmesi ve delillerin toplanmasıdır, faili suça sürüklemek değildir.