Siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanılarak terörist faaliyetlere dönüşmesinin kriterlerini, Anayasa'nın 14. ve AİHS'nin 17. maddeleri ile Yargıtay'ın 'Sadak ve diğerleri' kararına atıfta bulunarak tartışınız.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2013/14412 E., 2013/14412 K. ve 2014/5464 E., 2014/12447 K. sayılı kararları, bu ayrımın önemini vurgular. Anayasa'nın 14. maddesi ve AİHS'nin 17. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılarak devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı veya demokratik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetlere dönüşemeyeceğini yasaklar. Bir faaliyetin siyasi faaliyet-örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilip korumadan yararlanabilmesi için: * **Bağlam ve Cebir/Şiddet İlişkisi:** Faaliyetin gerçekleştirildiği bağlam ve cebir/şiddetle ilişkisi incelenmelidir. * **Yöntem ve Amaç:** Kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığına bakılmalıdır. * **Örgütsel Bağlantı:** Faaliyetin bir terör örgütü ile amaç, yöntem veya yapısal/hiyerarşik bir bağlantısı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Yargıtay, özellikle KCK yapılanması gibi örgütlerin PKK ile organik bağlantısı, amaç ve stratejisi, hiyerarşik yapısı ve zorlayıcı gücünü dikkate alarak, siyasi parti görünümü altında yürütülen bazı faaliyetlerin (örn. KCK sözleşmesinde belirtilen ideolojik bağlantılar, örgütsel şemalar, terör örgütünün eylem çağrılarına uyarak faaliyetler) siyasi faaliyet kapsamında görülemeyeceğini ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Bu, AİHM'in 'Sadak ve diğerleri' kararında ortaya konan ayrıma da uygundur.