Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen TCK 314/3'ün içeriğini ve bu fıkranın 'örgüt adına suç işleme' eylemlerinin (örn. örgüt propagandası yapma) cezalandırılmasında TCK 314/2 (örgüt üyeliği) ile nasıl bir ilişki kurduğunu, iptal kararı öncesindeki Yargıtay uygulamasını da dikkate alarak değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278595

TCK 314/3 (iptal edilen) fıkra şöyleydi: 'Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.' Bu fıkra Anayasa Mahkemesi'nin 2024/81 E., 2024/189 K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal öncesi Yargıtay uygulaması (örn. 9. CD 2009/5679 K.): Bu fıkra, TCK 220/6'nın 'örgüt adına suç işleyen kişiye ayrıca üye olma suçundan dolayı da cezaya hükmolunur' hükmüyle birlikte ele alınıyordu. Bu düzenleme, 765 sayılı TCK'dan farklı olarak, 'örgüt adına' işlenen suçların (örn. örgüt propagandasının yapılması, yasadışı gösterilere katılım) faili örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasa bile, ayrıca örgüt üyeliği suçundan sorumlu tutulmasını sağlıyordu. Yani, örgüt adına suç işleyen kişi hem işlediği somut suçtan hem de örgüt üyeliğinden cezalandırılıyordu (gerçek içtima prensibi). TCK 314/3'ün iptali, 'örgüt adına suç işleme'nin tek başına örgüt üyeliği sonucunu doğuran bu özel düzenlemeyi yürürlükten kaldırmıştır. İptal sonrası bu tür eylemlerin cezai sorumluluğu, TCK'nın genel hükümleri (örn. iştirak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun diğer fıkraları) veya varsa özel kanun hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmek zorunda kalacaktır.