Silahlı terör örgütü üyesi olan bir sanığın eyleminin ne zaman TCK 302'deki 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu, ne zaman ise TCK 314/2'deki 'silahlı terör örgütü üyeliği' suçunu oluşturduğunu, Yargıtay'ın suç vasfı tayinindeki kriterleri (eylemin vahameti, amaç suça elverişlilik, örgütsel bağlılık) dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278594

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/4927 K. sayılı kararı, bu iki suç arasındaki vasıf farkını ortaya koymaktadır. Silahlı terör örgütü üyesi olmakla birlikte, sanığın gerçekleştirdiği eylem 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma' suçunu oluşturmak için 'vahamet arz eden' ve 'amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli' nitelikte olmalıdır (TCK 302). Bu, eylemin devletin ülkesi, milleti ve egemenliği bakımından somut bir tehlike yaratacak yoğunluk ve ciddiyette olması anlamına gelir. Eğer eylem, bu vahamet ve elverişlilik kriterlerini karşılamıyorsa (örn. sadece bir örgüt üyesinin kaçırılması ve kampa götürülmesi gibi, doğrudan devletin bütünlüğünü hedef almayan eylem), ancak 'silahlı terör örgütü üyeliği' suçunu (TCK 314/2) oluşturur. Yargıtay, bu durumda suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK 302'den hüküm kurulmasını bozma nedeni saymaktadır. Amaç suçun (TCK 302) işlenmesi halinde, örgüt üyeliği (TCK 314) suçu, 'geçitli suç' ilkesi gereği ayrıca cezalandırılmaz.