TCK 302'de tanımlanan 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak' suçunun 'mutlak terör suçu' ve 'teşebbüs suçu' niteliğini, bu suçun oluşumu için aranan 'cebri nitelikte ve amaçları gerçekleştirmeye elverişli vahim eylem' kriterini ve bu suçtan mahkumiyetin TCK 314 kapsamındaki örgüt üyeliği sorumluluğunu nasıl etkilediğini analiz ediniz.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/4654 K. sayılı kararı: * **Mutlak Terör Suçu:** TCK 302, 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince mutlak terör suçudur. Amacı, devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliğini korumaktır. * **Teşebbüs Suçu:** Suç, korunan değerlerin önemi ve amaçlara ulaşılması halinde cezalandırılabilmedeki güçlük nedeniyle bir teşebbüs suçu olarak düzenlenmiştir. Hatta suçun hazırlık hareketleri dahi TCK 314 gibi maddelerle yaptırıma bağlanmıştır. Yani, amaçlanan neticenin gerçekleşmesine ihtiyaç yoktur, belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmesi yeterlidir. * **Vahim Eylem Kriteri:** Suçun oluşabilmesi için işlenen fiilin 'cebri nitelikte olması ve bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli' bulunması gerekir. Bu, bir somut tehlike suçudur. Eylemin 'vahim eylem' kabul edilmesi için, fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve faaliyet alanı gibi ölçütler değerlendirilir. Eylemin kaos ve tedirginlik oluşturarak devlet otoritesini sarsması ve somut tehlike yaratması aranır. * **Örgüt Üyeliği İlişkisi:** Failin TCK 302'deki amaç suçtan (Devletin birliğini bozmak) mahkum olması durumunda, ayrıca TCK 314/1-2 maddeleri gereğince 'silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma' suçundan cezalandırılamayacağı Yargıtay'ın istikrar kazanan uygulamasıdır. Bu durum, TCK'daki 'geçitli suç' (consensum delicti) prensibinin bir yansımasıdır; zira daha ağır olan amaç suçun cezalandırılması, araç suçu (örgüt üyeliğini) kapsar.