Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139. maddesinde düzenlenen 'gizli soruşturmacı' tedbirinin kapsamı dışındaki suçlarda (örn. fuhuş), adli kolluk görevlilerinin CMK 160 ve devamı maddeleri uyarınca 'alıcı rolüne' girerek suç ve failini belirleme ve delil toplama yetkisinin sınırlarını, 'kışkırtıcı ajan' kavramıyla karşılaştırarak açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/71 E., 2018/319 K. ve 2015/10-213 E., 2015/183 K. sayılı kararları, bu ayrımı netleştirmektedir. CMK 139'daki 'gizli soruşturmacı', katalog suçlarla (örn. uyuşturucu ticareti, örgütlü suçlar) sınırlı, hakim kararı gerektiren ve faili suça azmettirmeme yükümlülüğü olan bir koruma tedbiridir. Ancak, fuhuş gibi CMK 139 kapsamına girmeyen suçlarda, adli kolluk görevlileri CMK 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emriyle 'gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi' olarak 'alıcı rolüne' girebilir. Bu rolün sınırı, 'kışkırtıcı ajan' gibi hareket etmemektir. Kışkırtıcı ajan, suç işleme kararı olmayan bir kimsede suç işleme kastı oluşturan veya onu suça azmettiren kişidir. Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi ise, failde zaten var olan suç işleme kastını ortaya çıkarmak veya delillendirmek amacıyla pasif bir şekilde hareket etmeli, suça teşvik veya azmettirmeden kaçınmalıdır. Aksi takdirde elde edilen deliller hukuka aykırı olur ve adil yargılanma hakkı ihlal edilir (AİHM Teixeira de Castro/Portekiz kararı).