Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/654 E. sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin 'devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planladığı' belirtilmiştir. Bu tür bir 'devlete sızma ve ele geçirme' stratejisi, TCK m.314'teki 'amaç suçları' (özellikle TCK m.309, 311, 312) ile nasıl bir nedensellik bağı kurar?
FETÖ/PDY'nin 'devlete sızma ve ele geçirme' stratejisi, TCK m.314'ün hedeflediği amaç suçlarla (özellikle TCK m.309 - Anayasayı İhlal, TCK m.311 - Yasama Organına Karşı Suç, TCK m.312 - Hükümete Karşı Suç) arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurar. Bu strateji, söz konusu amaç suçların işlenmesi için bir ön hazırlık, bir zemin oluşturma ve elverişli koşulları yaratma çabasıdır. 1) **TCK m.309 (Anayasayı İhlal):** Devlet kurumlarını ele geçirerek Anayasal düzeni fiilen işlevsiz hale getirmek veya değiştirmek, bu suçun işlenmesine yönelik bir adımdır. 2) **TCK m.311 (Yasama Organına Karşı Suç):** Yasama organını (TBMM) baskı altına almak, işlevini engellemek veya ele geçirmek için devlet içindeki kadrolaşma kullanılabilir. 3) **TCK m.312 (Hükümete Karşı Suç):** Hükümeti görevini yapamaz hale getirmek, devirmek veya yerine kendi iradesine uygun bir yönetim getirmek için sızılan kurumlar (ordu, emniyet, yargı) araç olarak kullanılabilir. Nitekim 15 Temmuz darbe girişimi, bu sızma stratejisinin en nihai ve somut bir şekilde bu amaç suçları işlemeye yönelik bir kalkışması olarak değerlendirilmiştir. Yani, devlete sızma ve ele geçirme faaliyeti, tek başına soyut bir amaç olmayıp, TCK'nın Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde tanımlanan ve devletin temel yapısını hedef alan suçları işleyebilmek için bir 'araç' ve 'yöntem' niteliğindedir. Bu strateji, örgütün bu suçları işleme kastını ve elverişliliğini gösteren önemli bir delildir.