CMK m.223(4)'te sayılan 'etkin pişmanlık', 'şahsi cezasızlık sebebi', 'karşılıklı hakaret' ve 'işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı' hallerinde 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararı verilir. Bu durumların ortak özelliği, fiilin suç olma vasfını korumasına rağmen cezalandırmadan vazgeçilmesi midir? Bu yaklaşımın ceza adaletindeki amacı nedir?
Evet, CMK m.223(4)'te sayılan bu dört durumun ortak özelliği, işlenen fiilin hukuka aykırı olması, suçun tipiklik ve kusurluluk unsurlarını taşıması, yani 'suç olma vasfını korumasına rağmen', kanun koyucunun belirli adalet, hakkaniyet veya ceza politikası gerekçeleriyle failin cezalandırılmasından vazgeçmeyi uygun görmesidir. Bu yaklaşımın ceza adaletindeki amacı çeşitlidir: 1) **Etkin Pişmanlıkta:** Faili, suç işledikten sonra zararı gidermeye, adalete yardımcı olmaya veya suçun olumsuz sonuçlarını azaltmaya teşvik etmek. Bu, mağdurun tatminini ve toplumsal barışın yeniden tesisini de hedefler. 2) **Şahsi Cezasızlık Sebeplerinde:** Genellikle fail ile mağdur arasındaki yakın ilişki (aile bağları gibi) nedeniyle, devletin ceza yaptırımıyla bu ilişkiye müdahale etmesinin daha büyük bir zarar vereceği veya toplumsal olarak kabul görmeyeceği düşüncesi. Ya da failin özel durumu (örn: TCK m.278/3'teki kendisi veya yakını aleyhine suç bildirmeme). 3) **Karşılıklı Hakarette:** Tarafların karşılıklı olarak kusurlu olduğu ve haksızlığın bir nevi 'dengelendiği' durumlarda, ceza adaletinin küçük sürtüşmelere müdahalesini sınırlamak. 4) **İşlenen Fiilin Haksızlık İçeriğinin Azlığında:** Ceza hukukunun 'son çare' (ultima ratio) olması ilkesi gereği, toplum ve birey için çok düşük düzeyde bir haksızlık içeren, önemsiz fiiller için ceza sistemini işletmenin orantısız ve gereksiz olabileceği düşüncesi. Tüm bu durumlar, ceza adalet sistemine esneklik kazandırarak, her suç için otomatik bir cezalandırma yerine, somut olayın özelliklerine ve toplumsal fayda/hakkaniyet ilkelerine göre daha adil ve orantılı çözümler üretme imkanı tanır.