CMK m.223(2)(b) 'Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' ile CMK m.223(2)(e) 'Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' arasında verilen beraat kararlarının, sanığın daha sonra aynı fiilden dolayı 'yargılamanın yenilenmesi' (CMK m.311 vd.) yoluyla tekrar yargılanma olasılığı açısından bir farkı var mıdır?
Kural olarak, kesinleşmiş bir beraat kararı (ister (b) bendine ister (e) bendine dayansın) 'non bis in idem' ilkesi gereği aynı fiilden dolayı yeniden yargılanmayı engeller. Ancak, CMK m.311'de sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenleri, bu kuralın istisnalarını oluşturur. Yargılamanın yenilenmesi, hem sanık lehine hem de aleyhine (belirli şartlarda) mümkündür. Beraat kararının (b) bendine mi yoksa (e) bendine mi dayandığı, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilirliği açısından doğrudan bir fark yaratmaz. Önemli olan, CMK m.311'deki şartların (örneğin, sahte belge kullanılmış olması, yalan tanıklık, hakimin görev kusuru veya en önemlisi 'yeni olaylar veya yeni deliller' ortaya çıkması) gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Ancak, pratikte şöyle bir durum olabilir: Eğer beraat CMK m.223(2)(b)'ye (suçu işlemediğinin sabit olması) dayanıyorsa, bu, sanığın suçsuzluğuna dair çok güçlü bir tespit içerir. Bu durumda, aleyhe yargılamanın yenilenmesi için ortaya çıkacak 'yeni delilin' bu kesin tespiti sarsacak nitelikte ve çok güçlü olması gerekir. Eğer beraat CMK m.223(2)(e)'ye (suçu işlediğinin sabit olmaması) dayanıyorsa, bu delil yetersizliği anlamına geldiğinden, sonradan ortaya çıkacak ve sanığın suçluluğunu kesin olarak gösterecek 'yeni bir delil', aleyhe yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilme olasılığını (b) bendine göre nispeten artırabilir. Ancak her iki durumda da yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir yoldur ve sıkı şartlara tabidir.