Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2023/6168 E. sayılı kararında, CMK m.223/9'daki 'derhal beraat' ilkesi, 'Masumiyet Karinesi', 'Adil Yargılanma Hakkı' ve 'Lekelenmeme hakkı' ile ilişkilendirilmiştir. Bu temel hak ve ilkeler, yargılamanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine, beraat imkanı varsa beraat kararı verilmesini neden daha üstün bir tercih haline getirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278370

Bu temel hak ve ilkeler, beraat imkanı varsa beraat kararı verilmesini şu nedenlerle daha üstün bir tercih haline getirir: 1) **Masumiyet Karinesi (Anayasa m.38, AİHS m.6/2):** Suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar herkes masumdur. Eğer dosyadaki deliller sanığın masumiyetini veya suçsuzluğunu gösteriyorsa (derhal beraat imkanı), zamanaşımı gibi usuli bir nedenle davayı düşürmek, bu masumiyetin tam olarak tescil edilmesini engelleyebilir. Beraat, masumiyet karinesinin en güçlü teyididir. 2) **Lekelenmeme Hakkı:** Kişilerin haksız yere suçlu olarak damgalanmama hakkıdır. Düşme kararı, özellikle zamanaşımı gibi nedenlerle verildiğinde, kamuoyunda veya kişinin kendisinde 'suç işledi ama zamanaşımından kurtuldu' gibi bir algı yaratabilir. Beraat ise bu lekelenmeyi önler ve kişinin itibarını tam olarak iade eder. 3) **Adil Yargılanma Hakkı (Anayasa m.36, AİHS m.6):** Sanığın aklanma hakkı, adil yargılanma hakkının bir parçasıdır. Eğer yargılama sonucunda beraat etmesi gerekiyorsa, bu sonucun usuli nedenlerle (zamanaşımı gibi) engellenmemesi gerekir. Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, CMK m.223/9, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zamanaşımı nedeniyle daha aleyhine (çünkü aklanma tam olmaz) olan düşme kararı verilmesini yasaklamaktadır. Kısacası, maddi gerçeğe uygun bir beraat imkanı varken, usuli bir nedenle (zamanaşımı) davayı sonlandırmak, bu temel hak ve ilkelerle tam olarak bağdaşmaz.