Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/2985 E. sayılı kararında, 'mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır' denilmektedir. Bu 'hukuki kesinti' kavramı, TCK m.67'deki zamanaşımını kesen nedenlerle aynı mıdır, yoksa farklı bir anlam mı taşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278364

Burada kastedilen 'hukuki kesinti', TCK m.67/2'de sayılan zamanaşımını kesen nedenlerden biri olan 'mahkûmiyet hükmü' veya 'iddianame düzenlenmesi' gibi bir işlemle aynı anlamda değildir. Mütemadi (kesintisiz) suçlarda, suç fiili devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamaz. Zamanaşımı, temadinin, yani fiilin icrasının bittiği andan itibaren işlemeye başlar. Yargıtay kararındaki ifade, eğer bir mütemadi suç (örneğin örgüt üyeliği) devam ederken, savcılık bu suçtan dolayı bir iddianame düzenlerse, bu iddianamenin düzenlendiği tarih itibarıyla o ana kadarki eylemler için bir 'hukuki kesinti' yarattığı ve bu kesintiye uğrayan kısım için zamanaşımının işlemeye başlayacağı anlamına gelir. Ancak, eğer sanık yakalanmamışsa ve örgütsel faaliyetlerine devam ediyorsa, iddianameden sonraki eylemleri için temadi devam ediyor sayılabilir ve bu sonraki eylemler için zamanaşımı henüz işlemeye başlamamış olabilir. Bu durum, mütemadi suçların karmaşık yapısından kaynaklanır. İddianame, o ana kadar işlenmiş sayılan fiiller açısından bir nevi 'suçun işlendiği an' gibi bir referans noktası oluşturur ve o noktadan itibaren zamanaşımı hesaplaması gündeme gelir. Ancak bu, TCK m.67'deki klasik 'kesme' nedenlerinden ziyade, mütemadi suçun doğası gereği ortaya çıkan bir durumdur. Kararda da, bu durumun karmaşıklığına ve özellikle yakalanmayan sanıklar açısından sorunlara yol açabileceğine işaret edilmiştir.