Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/654 E. sayılı kararında, ByLock iletişim sisteminin '2014 yılı başlarında işletim sistemlerine ait uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra geliştirilen ve yenilenen sürümünün ancak örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve Bluetooth yoluyla yüklenildiği' belirtilmiştir. Bu ayrım, ByLock'un ilk dönem kullanıcıları ile sonraki dönem kullanıcılarının örgütsel bağlantı açısından farklı değerlendirilmesini gerektirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278363

Evet, bu ayrım, ByLock kullanıcılarının örgütsel bağlantılarının değerlendirilmesinde bir farklılık yaratabilir. 1) **İlk Dönem Kullanıcıları (Uygulama Mağazalarından İndirenler):** ByLock'un ilk versiyonları uygulama mağazalarında herkese açıkken indirip kullanan bir kişinin, sırf bu nedenle örgütsel bir bağlantısının olduğu otomatik olarak varsayılamaz. Bu dönemde uygulamayı merak veya başka amaçlarla indiren sıradan kullanıcılar da olabilir. Bu kişilerin örgütsel bağlantısının tespiti için, ByLock kullanımının yanı sıra başka ek delillere (örgütsel içerikli mesajlar, örgüt üyeleriyle yoğun iletişim, diğer örgütsel faaliyetlere katılım vb.) ihtiyaç duyulacaktır. 2) **Sonraki Dönem Kullanıcıları (Harici Yollarla Yükleyenler):** Uygulama mağazalarından kaldırıldıktan sonra, özellikle geliştirilmiş ve daha güvenli hale getirilmiş sürümlerini harici bellek, hafıza kartı, Bluetooth gibi yöntemlerle, yani özel bir çaba ve organizasyonla yükleyen kişilerin durumu farklıdır. Bu yükleme şekli, kişinin bu uygulamayı tesadüfen değil, bilinçli bir şekilde ve muhtemelen örgütsel bir kanal aracılığıyla temin ettiğini gösterir. Bu durum, kişinin örgütsel bir iletişim ağına dahil olduğu yönünde daha güçlü bir karine oluşturur. Yargıtay, genellikle bu sonraki dönem kullanıcılarını ve özellikle User-ID'si tespit edilip kişiyle eşleştirilenleri, başkaca delil olmasa bile örgüt üyesi olarak kabul etme eğilimindedir. Ancak her durumda, kişinin kastı ve uygulamanın örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır. Morbeyin gibi mağduriyetler de ayrıca değerlendirilmelidir.