TCK m.314 gerekçesinde, silahlı örgüt suçunun oluşumu için 'örgütün bütün mensuplarının silâhlı olmaları zorunlu değildir' denirken, 'hedeflenen suçların işlenmesini sağlayabilecek derecede olmak üzere bazı üyelerin silâhlı olmaları' yeterli görülmüştür. Bir örgütün 'silahlı' sayılması için, bu silahların örgütün envanterine kayıtlı veya örgütün mülkiyetinde olması şart mıdır, yoksa üyelerin kendi kişisel silahlarını örgüt amaçları için kullanmaya hazır olmaları yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278362

Bir örgütün TCK m.314 kapsamında 'silahlı' sayılması için, silahların örgütün resmi envanterine kayıtlı veya örgütün mülkiyetinde olması şart değildir. Önemli olan, örgütün amaçladığı suçları işlemek üzere, bu suçları işlemeye elverişli nitelikte ve sayıda silaha fiilen tasarruf edebilmesi veya bu silahları kullanma imkanına sahip olmasıdır. Bu tasarruf imkanı, örgüt üyelerinin kendi kişisel silahlarını örgütün emir ve talimatları doğrultusunda, örgüt amaçları için kullanmaya hazır ve istekli olmaları şeklinde de ortaya çıkabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/654 E. sayılı kararında FETÖ/PDY için belirtildiği gibi, örgüt mensuplarının TSK, Emniyet gibi kurumlardaki görevleri nedeniyle yasal olarak taşıdıkları silahları, örgüt liderinin talimatıyla örgüt amaçları için kullanma potansiyellerinin olması da örgütün 'silahlı' vasfını karşılayabilir. Yani, silahların hukuki statüsünden (ruhsatlı/ruhsatsız, kişisel/örgütsel) ziyade, örgütün bu silahlara erişimi, kontrolü ve amaçları doğrultusunda kullanabilme kapasitesi belirleyicidir. Eğer üyeler, kişisel silahlarını örgütün emrine amade kılmışlarsa ve örgüt bu silahları amaçları için kullanabiliyorsa, örgüt 'silahlı' sayılabilir.