Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2017/4689 E. sayılı kararında, AİHM Calabro-İtalya kararına atıfla, 'Kolluk görevlisinin tutanağı delil olarak kabul edildiğinde, diğer delillerle birlikte tutanağa da dayanılıyorsa mutlaka tutanak düzenleyiciler dinlenilmeli, sanığa, tutanak ve düzenleyicilerin anlatımlarına karşı savunma yapma imkanı verilmelidir' denilmiştir. Eğer bir davada kolluk tutanağı tek veya belirleyici delil ise ve düzenleyiciler dinlenememişse (örn: ölmüş, ulaşılamıyor), bu durum CMK m.223 açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278357

Eğer bir davada kolluk tutanağı tek veya belirleyici delil ise ve bu tutanağı düzenleyen kolluk görevlileri (tanık olarak) duruşmada dinlenememişse, bu durum sanığın savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı açısından ciddi sorunlar yaratır. Yargıtay ve AİHM içtihatları, özellikle sanığın aleyhine olan ve mahkumiyetin temelini oluşturacak bir delile (burada tutanak ve dolayısıyla düzenleyicinin beyanı) karşı sanığın soru sorma, çelişme ve kendi argümanlarını sunma hakkının (çelişmeli yargılama) hayati olduğunu vurgular. Eğer tutanak düzenleyicileri meşru bir nedenle (ölüm, ciddi hastalık, ulaşılamama gibi) dinlenemiyorsa ve sanığın mahkumiyeti büyük ölçüde veya sadece bu tutanağa dayanıyorsa, bu durum CMK m.223/2-e (yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) uyarınca beraat kararı verilmesini gerektirebilir. Çünkü sanık, aleyhindeki temel delili sorgulama ve test etme imkanından mahrum kalmıştır. Mahkeme, bu durumda tutanağın güvenilirliğini ve doğruluğunu tek başına yeterli bulmayabilir. Ancak, eğer dosyada bu tutanağı güçlü bir şekilde destekleyen, bağımsız ve güvenilir başka deliller varsa, durum farklı değerlendirilebilir. Ama kural olarak, sorgulanamayan ve tek başına kalan bir tutanağa dayalı mahkumiyet, adil yargılanma ilkelerine aykırı olacaktır.