Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/892 E. sayılı kararında, 4483 sayılı Kanun m.4/4'teki 'iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz' hükmüne atıf yapılmıştır. Bu istisnanın, CMK m.160(1) kapsamındaki 'başka bir suretle' suç izlenimi edinme yolları (örn: güvenilir bir kaynaktan gelen ancak kimliği gizli tutulan bir bilgi) açısından bir paralellik taşıdığı söylenebilir mi?
Evet, bir paralellik kurulabilir. 4483 s.K. m.4/4'teki istisna, ihbar veya şikayetin şekli unsurları (isim, imza, adres) eksik olsa bile, eğer iddialar 'sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle' destekleniyorsa, bu durumun soruşturma başlatmak için yeterli olabileceğini kabul eder. Bu, ihbarın içeriğinin ve güvenilirliğinin şeklinden daha önemli olduğu anlamına gelir. CMK m.160(1)'deki 'başka bir suretle' suç izlenimi edinme de, resmi bir ihbar veya şikayet olmasa bile, savcının güvenilir bir kaynaktan (örneğin, gizli bir tanık, başka bir soruşturmada ortaya çıkan bir bilgi, güvenilir bir kurum raporu) suç işlendiğine dair kuvvetli ve somut bir bilgiye ulaşması durumunu kapsar. Eğer bu 'başka suretle' edinilen bilgi, 4483 s.K.'daki gibi 'sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle' veya somut, doğrulanabilir emarelerle destekleniyorsa, ihbarcının kimliğinin açık olmaması veya resmi bir başvuru olmaması, soruşturma başlatılmasına engel teşkil etmeyebilir. Her iki durumda da önemli olan, suç şüphesinin ciddiyeti ve somut bir dayanağının olmasıdır. Bu, savcının keyfi hareket etmesini önlerken, aynı zamanda ciddi suç iddialarının da araştırılmasını sağlar.