Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/1804 E. sayılı kararında, Anayasal düzene karşı işlenen bir suçta, şikayetçi olan şirket çalışanının CMK m.173/1 anlamında 'suçtan doğrudan zarar gören' olmadığı belirtilmiştir. 'Doğrudan zarar görme' kriteri, hangi hukuki yararın ihlal edildiğine ve mağdurun bu yararla olan ilişkisine göre nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278350

'Doğrudan zarar görme' kriteri, bir suçtan dolayı kimin KYOK'a itiraz hakkına sahip olduğunu belirlemede önemlidir. Bu kriterin belirlenmesinde temel olarak şunlara bakılır: 1) **Suçla Korunan Hukuki Yarar:** İşlendiği iddia edilen suçun, ceza kanununda hangi hukuki değeri (can, mal, vücut bütünlüğü, kamu güveni, devletin anayasal düzeni vb.) korumayı amaçladığı tespit edilir. 2) **Hukuki Yararın İhlalinden Etkilenme Derecesi:** Kişinin, bu korunan hukuki yararın ihlalinden bizzat ve doğrudan etkilenip etkilenmediğine bakılır. Yargıtay kararındaki Anayasal düzene karşı suçlarda, korunan temel hukuki yarar devletin kendisi ve demokratik toplum düzenidir. Bu suçlardan 'doğrudan' zarar görenler öncelikle devletin tüzel kişiliği ve onun organlarıdır (TCK m.266 gerekçesine de bakılabilir). Bir şirket çalışanı, bu tür bir suçtan ancak dolaylı olarak, toplumun bir bireyi olarak veya şirketin genel faaliyetlerinin etkilenmesi gibi ikincil yollarla zarar görebilir. Bu, CMK m.173/1 anlamında 'doğrudan zarar gören' sayılmak için genellikle yeterli kabul edilmez. 'Doğrudan zarar', suçun konusunu oluşturan hak veya menfaatin bizzat sahibi olan veya bu hakka yönelik tecavüzden ilk elden etkilenen kişiyi ifade eder. Örneğin, hırsızlıkta malı çalınan kişi, yaralamada yaralanan kişi doğrudan zarar görendir. Kamu düzenini bozan bir eylemde ise tüm toplum dolaylı mağdur olsa da, 'doğrudan zarar gören'in tespiti daha zordur ve genellikle kamu adına hareket eden savcılığın takibine bırakılır.