Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/71 E. sayılı kararında, CMK m.160 vd. uyarınca görevlendirilen kimliğini gizleyen kolluk görevlisinin 'suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabileceği' belirtilmiştir. Bu 'bilgi toplama' faaliyeti, CMK m.135 (İletişimin Tespiti), CMK m.139 (Gizli Soruşturmacı) veya CMK m.140 (Teknik Araçlarla İzleme) gibi özel koruma tedbirlerinin alanına girerse ne olur? Bu tedbirler için aranan özel şartlar (örn: hakim kararı) bu durumda da gerekli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278328

Kimliğini gizleyen adli kolluk görevlisinin CMK m.160 vd. kapsamında yaptığı 'bilgi toplama' faaliyeti, kural olarak özel koruma tedbirlerinin alanına girmemelidir. Eğer toplanacak bilgi veya delil, CMK m.135 (iletişimin dinlenmesi), CMK m.139 (gizli soruşturmacının örgüte sızması) veya CMK m.140 (teknik araçlarla bir kişinin konutunun veya özel alanlarının izlenmesi) gibi kanunun özel ve sıkı şartlara (katalog suç, başka suretle delil elde edilememesi, hakim kararı vb.) bağladığı bir koruma tedbirini gerektiriyorsa, kolluk görevlisi bu işlemleri CMK m.160'a dayanarak kendiliğinden yapamaz. Bu durumda, o özel koruma tedbiri için kanunda öngörülen usul ve şartlara (özellikle hakim kararı gerekiyorsa hakim kararı alınması) uyulması zorunludur. Örneğin, kimliğini gizleyen bir kolluk görevlisi, bir şüpheliyle konuşurken onun telefonunu gizlice dinleyemez; bunun için CMK m.135 şartları ve hakim kararı gerekir. Veya bir eve gizlice girip ses veya görüntü kaydı alamaz; bunun için CMK m.140 şartları ve hakim kararı gerekir. CMK m.160'daki genel yetki, bu özel ve daha müdahaleci tedbirlerin usulsüz uygulanmasına cevaz vermez. Aksi takdirde elde edilen deliller hukuka aykırı olur.