Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2014/5464 E. sayılı kararında, Anayasa m.14 ve AİHS m.17'deki 'hakların kötüye kullanılması yasağı' ilkesi, terör suçları bağlamında nasıl yorumlanmıştır? Siyasi faaliyet ile terörist faaliyet arasındaki ayrım bu yasakla nasıl ilişkilendirilmiştir?
Yargıtay 9.CD kararında, Anayasa m.14 ('Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması') ve AİHS m.17 ('Hakların kötüye kullanılmasının yasaklanması') hükümlerine atıfta bulunularak, terör suçlarının bu kapsamda değerlendirildiği belirtilmiştir. Bu ilkelere göre, Anayasa ve Sözleşme ile tanınan temel hak ve hürriyetler (ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, siyasi faaliyette bulunma özgürlüğü vb.), devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı veya bu hak ve hürriyetlerin kendisini yok etmeyi amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Siyasi faaliyet ile terörist faaliyet arasındaki ayrım yapılırken, faaliyetin gerçekleştirildiği bağlam, cebir ve şiddetle ilişkisi, kullanılan yöntemlerin ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç, yöntem veya yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılır. Eğer bir siyasi faaliyet görünümü altındaki eylemler, aslında bir terör örgütünün amaçlarına hizmet ediyor, şiddeti meşrulaştırıyor veya onunla organik bir bağ içinde yürütülüyorsa, bu durum hakların kötüye kullanılması anlamına gelir ve artık meşru siyasi faaliyetin korumasından yararlanamaz, terör suçu olarak cezalandırılabilir. Kararda, KCK yapılanması içindeki eylemler bu çerçevede değerlendirilmiştir.