Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/352 K. sayılı kararında, PKK terör örgütünün çağrısı üzerine düzenlenen bir kampanyaya katılarak matbu dilekçeyi imzalayan ve bu dilekçelerin postaya verilmesi işlemlerine (zarflama, adres yazma) aktif olarak katılan sanığın eylemi 'silahlı terör örgütüne yardım etme' olarak nitelendirilmiştir. Bu eylemin, sadece 'örgüt propagandası yapma' (3713 s.K. m.7/2) suçundan farkı nedir ve neden 'yardım' olarak kabul edilmiştir?
Bir eylemin sadece 'örgüt propagandası yapma' mı yoksa 'örgüte yardım etme' mi olduğu ayrımında, eylemin niteliği, örgütün amaçlarına ve faaliyetlerine sağladığı katkının derecesi önemlidir. Örgüt propagandası, genellikle örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte söz, yazı, görüntü vb. yaymaktır. YCGK kararındaki olayda sanığın eylemi, sadece bir düşünce açıklaması veya propaganda yapmanın ötesine geçmektedir. Sanık, örgütün başlattığı bir kampanyaya aktif olarak katılmış, matbu dilekçeyi imzalamakla kalmamış, aynı zamanda bu kampanyanın örgütsel bir eylem olarak hayata geçirilmesi için (dilekçelerin zarflanması, adreslenmesi ve PTT'ye teslimi gibi) somut, fiziksel ve organize bir çaba sarf etmiştir. Bu eylemler, örgütün o anki bir projesinin, bir faaliyetinin yürütülmesine doğrudan ve maddi bir katkı sağlamıştır. Dilekçelerin adli makamlara ulaştırılması, örgütün bir amacına (elebaşını sahiplenme, kamuoyu oluşturma) hizmet etmektedir. Bu nedenle, eylem sadece propaganda sınırlarını aşarak, örgütün bir işinin, bir hizmetinin yerine getirilmesine yönelik 'bilerek ve isteyerek' yapılmış bir yardım olarak kabul edilmiştir. Propagandada daha çok düşünsel bir destek ve yayma varken, yardımda örgütsel bir faaliyete somut bir katkı söz konusudur.