Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2017/4689 E. sayılı kararında, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin 'hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket etmemesi' gerektiği belirtilmiştir. Kolluk görevlisinin eylemlerinin 'pasif gözlem' sınırını aşıp 'aktif kışkırtma'ya dönüştüğü nasıl tespit edilebilir? AİHM içtihatları bu konuda hangi kriterleri sunmaktadır?
Kolluk görevlisinin eylemlerinin 'pasif gözlem' sınırını aşıp 'aktif kışkırtma'ya (ajan provokatör) dönüştüğünün tespiti, her somut olayın özelliklerine göre yapılır. AİHM içtihatları (Teixeira de Castro/Portekiz, Hun/Türkiye vb.) ve Yargıtay kararları şu kriterlere işaret eder: 1) **Suç İşleme Kastının Kaynağı:** Kişide suç işleme kastı daha önce var mıydı, yoksa kolluk görevlisinin müdahalesiyle mi oluştu? Kolluk, kişide olmayan bir suç işleme niyetini yaratmamalıdır. 2) **Kolluğun Rolünün Niteliği:** Görevli, sadece suçun işlenmesi için bir fırsat mı sundu (pasif), yoksa kişiyi suç işlemeye ikna etmek için ısrarcı oldu, baskı yaptı, vaatlerde bulundu mu (aktif)? 3) **Suçun Bağımsız İşlenme Olasılığı:** Kolluk müdahalesi olmasaydı o suç yine de işlenecek miydi? Buna dair somut emareler var mı? 4) **Şüphelinin Geçmişi ve Eğilimleri:** Şüphelinin daha önce benzer suçları işlediğine veya bu tür suçlara eğilimli olduğuna dair bilgiler var mı? (Ancak bu tek başına yeterli değildir). Eğer kolluk, normalde suç işlemeyecek bir kişiyi aktif çabalarıyla suç işlemeye yöneltmişse, bu durum kışkırtma sayılır ve elde edilen deliller hukuka aykırı olur.