CMK m.160(1) uyarınca 'bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâl' öğrenildiğinde savcının hemen araştırmaya başlaması gerekir. Bu 'izlenim' subjektif bir kanaat midir, yoksa objektif emarelere mi dayanmalıdır? YCGK 2017/892 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir ölçüt getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278312

CMK m.160(1)'deki 'izlenim' kelimesi ilk bakışta subjektif bir çağrışım yapsa da, ceza muhakemesi hukukunun temel ilkeleri ve Yargıtay içtihadı (özellikle YCGK 2017/892 E. sayılı kararı) bu izlenimin keyfi veya tamamen subjektif bir kanaate dayanamayacağını, objektif emarelerle desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. YCGK, 'başlangıç şüphesi' kavramına atıfta bulunarak, bu şüphenin 'en azından belirti düzeyinde delillere dayanıyor olması ve bir suçun işlendiği yolunda akla ve mantığa uygun bir şüphe ortaya koyması gerektiğini' belirtmiştir. 'Somut olaylara dayanmayan, soyut iddia ve tahminler başlangıç şüphesi olarak kabul edilemeyecektir.' Dolayısıyla, savcının edindiği 'izlenim', dış dünyaya yansıyan, akla ve mantığa uygun, belirli bir ciddiyet taşıyan ve soruşturma başlatılmasını gerektirecek nitelikte somut olgulara veya en azından belirtilere dayanmalıdır. Bu, keyfi soruşturmaların önlenmesi ve lekelenmeme hakkının korunması açısından önemlidir.