YCGK 2019/457 E. sayılı kararında, 'karar verilmesine yer olmadığına' dair kararın hukuki değerden yoksun olduğu belirtilirken, zamanaşımı süresi içinde CMK m.223 uyarınca bir hüküm verilmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu durum, usul ekonomisi ilkesiyle nasıl çelişebilir ve bu tür hatalı kararların önüne geçmek için ne gibi önlemler alınabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278308

Bir mahkemenin, hukuki değeri olmayan bir 'karar verilmesine yer olmadığı' kararı verip dosyayı kapatması, ancak daha sonra bu kararın Yargıtay tarafından 'hüküm yok' sayılarak dosyanın yeniden ele alınmasının istenmesi, usul ekonomisi ilkesiyle çelişebilir. Çünkü bu, aynı dosyanın birden fazla kez yargı organlarının önüne gelmesine, zaman ve kaynak kaybına yol açar. Davaların makul sürede sonuçlandırılması ilkesi de zedelenebilir. Bu tür hatalı kararların önüne geçmek için: 1) **Hakimlerin Eğitimi:** Hakimlerin, CMK m.223'te sayılan hüküm türleri ve bunların hangi durumlarda verileceği konusunda sürekli eğitim almaları. 2) **İddianamenin Değerlendirilmesi Aşamasının Önemi:** İddianamenin iadesi kurumu (CMK m.174) etkin kullanılarak, daha soruşturma aşamasında giderilebilecek eksikliklerin (örneğin, fiilin suç oluşturup oluşturmadığına dair bariz durumlar) kovuşturmaya taşınmasının önlenmesi. 3) **Tensip Kararlarının Dikkatli Hazırlanması:** Mahkemenin, iddianameyi kabul ettikten sonra tensiple birlikte duruşma hazırlığı yaparken, davanın esasına girmeden karar verilebilecek bir durum olup olmadığını (örneğin, derhal beraat, düşme gibi) dikkatlice değerlendirmesi. 4) **Yargıtay ve BAM İçtihatlarının Takibi:** Benzer konularda verilen üst mahkeme kararlarının hakimlerce bilinmesi ve uygulanması. Bu önlemler, yargılamaların daha sağlıklı yürümesine ve usul ekonomisine katkı sağlayabilir.