CMK m.223(2)(c) 'Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması' nedeniyle verilen beraat kararı, suçun manevi unsurunun yokluğunu ifade eder. Bu durumun, CMK m.223(3)(d)'deki 'kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi' halinden farkı nedir?
Her iki durumda da sonuç beraat veya ceza verilmemesi olsa da, hukuki temel farklıdır: CMK m.223(2)(c)'de, suçun manevi unsuru olan kast veya taksirin failde hiç bulunmadığı tespit edilir. Yani, failin iradesi suçu işlemeye yönelik değildir veya gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olmasına rağmen öngörülebilir bir neticeyi istememiştir. Fiil işlenmiş olabilir ama suçun sübjektif unsuru eksiktir. Bu durumda fiil, ceza hukuku anlamında bir 'suç' olarak tamamlanmamıştır. Örneğin, bir kimse kazara bir başkasının eşyasını alıp götürse, hırsızlık kastı olmadığı için (c) bendiyle beraat edebilir. CMK m.223(3)(d)'de ise, 'kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi' söz konusudur. Burada fail, suçu oluşturan bir fiili kasten veya taksirle işlemiş olabilir (yani manevi unsur vardır), ancak içinde bulunduğu kaçınılmaz bir yanılgı nedeniyle bu fiilden dolayı kınanamaz, yani kusurlu sayılamaz (örneğin, TCK m.30/4'teki kaçınılmaz haksızlık yanılgısı). Burada fiil suç teşkil eder ama fail kusurlu değildir, bu nedenle 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararı verilir. İlkinde suçun manevi unsuru yokken, ikincisinde manevi unsur var ama kusurluluk yoktur.