Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/1804 E. sayılı kararında, KYOK'a itiraz eden kişinin 'suçtan zarar gören' sıfatı olmadığı gerekçesiyle itirazın Sulh Ceza Hakimliğince reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, eğer KYOK kararı CMK m.160'a aykırı olarak (örneğin, hiç soruşturma yapılmadan) verilmişse, 'suçtan zarar görmeyen' ancak olayı ihbar eden bir kişinin bu hukuka aykırılığı denetletme imkanı kalmamakta mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278294

Yargıtay kararı, CMK m.173/1'deki 'suçtan zarar gören' koşulunu sıkı yorumlamaktadır. Eğer ihbarcı, suçtan doğrudan zarar gören değilse, KYOK kararına itiraz hakkı yoktur. Bu durumda, savcılık CMK m.160'a aykırı olarak bariz bir şekilde eksik veya hiç soruşturma yapmadan KYOK vermiş olsa bile, bu ihbarcının kararı Sulh Ceza Hakimliğine taşıma imkanı kısıtlanmış olur. Ancak, bu durum hukuka aykırılığın tamamen denetimsiz kalacağı anlamına gelmez. Öncelikle, Adalet Bakanlığı'nın CMK m.309 uyarınca 'kanun yararına bozma' yoluna başvurma ihtimali teorik olarak vardır, ancak bu olağanüstü bir yoldur ve her durumda işletilmeyebilir. Daha önemlisi, eğer KYOK kararı gerçekten bariz bir hukuka aykırılık içeriyorsa ve maddi gerçeğin araştırılması kamu düzeni açısından elzemse, Cumhuriyet Başsavcılığı CMK m.172/2 uyarınca yeni delil ortaya çıkması (bu yeni delil, mevcut delillerin hiç değerlendirilmediğinin fark edilmesi de olabilir) veya Yargıtay'ın o konuda sonradan vereceği bir karar (içtihat değişikliği) üzerine kendiliğinden kamu davası açma yetkisine sahiptir. Ayrıca, mağduriyeti iddia eden ve 'suçtan zarar gören' sıfatını taşıyabilecek başka kişiler varsa onlar da itiraz edebilir. Ancak ihbarcının doğrudan bir denetim yolu, Yargıtay'ın bu yorumu ışığında sınırlıdır.