Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2013/9604 E. sayılı kararında, bir siyasi partiye üye olan sanıkların siyasi faaliyet görünümü altındaki eylemlerinin 'salt siyasi faaliyet kapsamında görülemeyeceği' ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturabileceği belirtilmiştir. Bir eylemin 'siyasi faaliyet' mi yoksa 'terör örgütü faaliyeti' mi olduğunun ayrımında AİHM'nin Sadak ve diğerleri kararı ile Dairenin benimsediği hangi kriterler rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278289

Yargıtay 9.CD kararında, siyasi parti üyeliği ve siyasi faaliyetin örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğu ancak bu özgürlüğün terör örgütlerince kötüye kullanılabileceği vurgulanmıştır. Bir faaliyetin meşru siyasi faaliyet mi yoksa terör örgütü faaliyeti mi olduğunun ayrımında şu kriterler dikkate alınır: 1) **Cebir ve Şiddetle İlişki:** Eylemin cebir ve şiddet içerip içermediği veya cebir ve şiddeti teşvik edip etmediği. 2) **Kullanılan Yöntem ve Amacın Hukuka Uygunluğu:** Eylemin ve amacının hukuk ve demokrasi kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı. 3) **Terör Örgütüyle Bağlantı:** Eylemin bir terör örgütüyle amaç, yöntem veya yapısal/hiyerarşik bir bağlantısının olup olmadığı. AİHM'nin Sadak ve diğerleri kararında da vurguladığı gibi, bir faaliyetin görünürdeki amacından ziyade, gerçek amacı ve bağlamı önemlidir. Eğer bir siyasi parti veya onun üyeleri, terör örgütünün amaçlarını benimseyerek, onun talimatları doğrultusunda veya onunla organik bir bağ içinde şiddeti veya yasa dışı yöntemleri kullanarak faaliyet gösteriyorsa, bu eylemler artık meşru siyasi faaliyet kapsamından çıkar ve terör örgütü faaliyeti olarak değerlendirilebilir. Kararda, sanıkların KCK yapılanması içinde yer aldıkları ve eylemlerinin bu kapsamda olduğu kabul edilmiştir.