Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/998 E. sayılı kararında, CMK m.135/3'teki iletişiminin denetlenmesi süresine ilişkin hükme aykırı olarak verilen tedbir kararlarına dayanılarak elde edilen delillerin 'hukuka aykırı' olduğu belirtilmiştir. Bu tür bir hukuka aykırılığın CMK m.223 kapsamındaki hükme etkisi ne olur ve 'hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması' mümkün müdür?
CMK m.135/3 (suç tarihindeki hali), iletişimin denetlenmesi tedbirinin süresini ve uzatma koşullarını sıkı kurallara bağlamıştır. Bu sürelere uyulmadan verilen kararlara dayanılarak elde edilen deliller (örneğin, telefon dinleme kayıtları) hukuka aykırı delil sayılır. Hukuka aykırı deliller, CMK m.206/2-a ve m.217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Eğer mahkumiyet kararı büyük ölçüde veya sadece bu hukuka aykırı delillere dayanıyorsa, bu durum CMK m.223/2-e (yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) uyarınca beraat kararı verilmesini gerektirebilir veya en azından mahkumiyet hükmünün bozulmasına neden olur. Yargıtay kararında 'bu delillerin mahallinde dosyadan çıkarılmasının mümkün olduğu kabul edilerek' ifadesi, bu delillerin fiziken dosyadan çıkarılmasından ziyade, değerlendirme dışı bırakılması ve hükme esas alınmaması gerektiği anlamına gelir. Delillerin dosyada kalması ancak kararda bunlara dayanılmaması gerekir. Ancak bu hukuka aykırı deliller dışındaki deliller mahkumiyet için yeterliyse, mahkumiyet hükmü kurulabilir.