Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2017/4689 E. sayılı kararında, gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin elde ettiği delillerin hukuka uygunluğu için 'Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan bir görevlendirmenin bulunması' şartı aranmıştır. Bu görevlendirmenin şekli (yazılı/sözlü) ve CMK m.161/2'deki 'derhal bildirme' yükümlülüğü arasındaki ilişki nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278273

Kararda, CMK m.160 ve m.161 uyarınca Cumhuriyet Savcısının gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisine bu emri 'yazılı veya acele hallerde sözlü olarak' vermesi gerektiği belirtilmiştir. CMK m.161/2 ise adli kolluk görevlilerinin, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına 'derhâl bildirmek' ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğunu düzenler. Eğer kolluk, bir olayla karşılaşır ve savcıya derhal bildirip sözlü talimat alarak gizli kimlikle bir işlem yaparsa, bu işlem hukuka uygun olabilir (sözlü emrin sonradan yazılıya dönüştürülmesi şartıyla). Ancak, kolluğun savcıya hiç bilgi vermeden veya ondan bir görevlendirme/talimat almadan kendiliğinden kimliğini gizleyerek adli işlem yapması (örneğin, kendiliğinden müşteri gibi davranıp delil toplaması) CMK m.160 ve m.161'e aykırıdır ve elde edilen delili hukuka aykırı hale getirir. 'Derhal bildirme' yükümlülüğü, savcının soruşturmayı yönetme ve denetleme yetkisinin bir gereğidir ve kolluğun keyfi hareket etmesini önler.