Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/654 E. sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin 'gizli yaşamak, her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkâr etmek üzerine kurulu' olduğu belirtilmiştir. Bu tür bir gizlilik ve takiye stratejisi, TCK m.314 kapsamındaki örgüt üyeliğinin ve örgütsel faaliyetlerin tespitinde ve ispatında ne gibi zorluklara yol açmaktadır?
FETÖ/PDY'nin benimsediği aşırı gizlilik, takiye (olduğundan farklı görünme) ve hücre tipi yapılanma stratejileri, örgüt üyeliğinin ve örgütsel faaliyetlerin tespit ve ispatında ciddi zorluklar yaratmaktadır. Bu zorluklar şunlardır: 1) **Delil Elde Etme Güçlüğü:** Örgüt içi iletişim genellikle ByLock gibi kriptolu ve gizli kanallarla yapıldığından, geleneksel yöntemlerle delil toplamak zordur. Kod adı kullanımı, gerçek kimliklerin gizlenmesi de tespiti zorlaştırır. 2) **Hiyerarşik Bağların Gizlenmesi:** Hücre tipi yapılanma ve üyelerin birbirini tanımaması, örgütün genel hiyerarşik yapısını ve kimin kime bağlı olduğunu ortaya çıkarmayı güçleştirir. 3) **İtirafçıların Azlığı ve Güvenilirliği Sorunu:** Örgütün katı disiplini ve korku iklimi, itirafçı sayısını azaltabilir. İtirafçıların beyanları da dikkatle değerlendirilmelidir. 4) **Legal Görünümlü Faaliyetler:** Örgütün eğitim, ticaret, sivil toplum gibi legal görünümlü alanlarda faaliyet göstermesi, bu faaliyetlerin hangilerinin örgütsel amaç taşıdığını ayırt etmeyi zorlaştırır. 5) **İnkar Stratejisi:** Örgüt üyelerinin 'doğruyu söylememe, gerçeği inkâr etme' talimatı, savunmaların güvenilirliğini azaltır ve maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırır. Bu nedenlerle, FETÖ/PDY davalarında genellikle teknik deliller (ByLock, ankesör aramaları), tanık beyanları (özellikle itirafçılar) ve MASAK raporları gibi dolaylı deliller önem kazanmaktadır.