Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2018/5123 E. sayılı kararında, resmi belgede sahtecilik suçunda olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleştiği belirtilerek hüküm bozulmuş ve CMK m.223/8 uyarınca düşme kararı verilmiştir. 'Olağanüstü dava zamanaşımı' (TCK m.67/4) nedir ve normal dava zamanaşımından (TCK m.66) farkı nedir? Bu durumun CMK m.223 uygulamasına etkisi nasıldır?
TCK m.66'da düzenlenen 'normal dava zamanaşımı' süreleri, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve belirli kesme veya durma nedenleriyle uzayabilir. 'Olağanüstü dava zamanaşımı' ise TCK m.67/4'te düzenlenmiştir. Buna göre, kesen bir nedenin varlığı halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlar ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Yani, normal zamanaşımı süresinin bir buçuk katı (veya bazı durumlarda daha fazla uzayan haller de olabilir ama genel kural en fazla yarısı kadar uzamasıdır) geçtiğinde, artık hiçbir kesme veya durma nedeni dikkate alınmaksızın dava zamanaşımından düşer. Bu, kamu davasının sonsuza kadar devam etmesini önlemek ve hukuki belirliliği sağlamak amacıyla getirilmiş bir üst sınırdır. Yargıtay kararında, suç tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında bu olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilmiş. Bu durumda, CMK m.223/8 uyarınca 'Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı' (yani zamanaşımı) nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir. Mahkumiyet hükmü bu nedenle bozulmuş ve doğrudan düşme kararı verilmiştir.