Ceza Genel Kurulu’nun 2017/892 E. sayılı kararında, 'başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesi de gerekmeyecektir' denilmiştir. Bu durum, CMK m.160(2)'deki 'şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür' hükmüyle nasıl bağdaşır? Henüz belirli bir şüpheli yokken kimin hakları korunacaktır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278262

Başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesinin zorunlu olmaması, soruşturmanın faili meçhul bir suç izlenimi üzerine de başlayabileceği anlamına gelir. Bu aşamada, CMK m.160(2)'deki 'şüphelinin haklarını koruma' yükümlülüğü, henüz kimliği belirlenmemiş potansiyel şüpheliler açısından genel bir ilke olarak geçerlidir. Yani, savcı ve kolluk, delilleri toplarken ve soruşturma işlemlerini yürütürken, ileride şüpheli sıfatını alabilecek herkesin temel haklarına (örneğin, özel hayatın gizliliği, masumiyet karinesi) saygılı olmalı, hukuka aykırı yöntemlerden kaçınmalıdır. Soruşturma ilerleyip şüphe belirli bir kişiye yöneldiğinde ise, o kişinin özgül hakları (müdafi tayini, susma hakkı vb.) devreye girer. Ayrıca, 'lehine ve aleyhine delil toplama' yükümlülüğü, sadece belirli bir şüpheli ortaya çıktıktan sonra değil, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve maddi gerçeğe ulaşılması için en başından itibaren geçerlidir. Toplanan deliller, ileride bir şüpheli belirlendiğinde onun lehine veya aleyhine olabilir.