Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2017/4689 E. sayılı kararında, 'kimliğin gizlenerek adli işlem ifasının olağan bir işlem olmayıp ikincil bir tedbir olduğu ve bu tedbirin gerekliliği ve orantılılığının mutlaka Cumhuriyet Savcısı tarafından denetlenmesi gerektiği' belirtilmiştir. Bu 'ikincillik' ve 'denetim' unsurları, CMK m.160 açısından savcının rolünü nasıl tanımlar?
Kimliğin gizlenerek adli işlem yapılması (örneğin, gizli görevlinin alıcı rolüne girmesi), temel hak ve özgürlüklere potansiyel bir müdahale içerebileceği ve soruşturmanın aleniyeti ilkesine bir istisna teşkil edebileceği için 'olağan bir işlem' değildir. Bu nedenle 'ikincil bir tedbir' olarak kabul edilir; yani, ancak başka yöntemlerle delil elde etmenin mümkün olmadığı veya çok zor olduğu durumlarda ve son çare olarak başvurulmalıdır. 'Gereklilik' ve 'orantılılık' ilkeleri, bu tür bir tedbire başvurulmasının gerçekten zorunlu olup olmadığını ve elde edilecek fayda ile kişilerin haklarına yapılacak müdahale arasında makul bir denge bulunup bulunmadığını ifade eder. Yargıtay kararı, bu denetimin mutlaka Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmasını şart koşarak, CMK m.160 uyarınca soruşturmanın sevk ve idaresinden sorumlu olan savcının bu hassas tedbirin uygulanıp uygulanmayacağına, ne şekilde uygulanacağına karar vermesi gerektiğini vurgular. Savcı, kolluğun keyfi veya orantısız bir şekilde kimlik gizleyerek işlem yapmasını önlemekle, adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarını korumakla yükümlüdür.