CMK m.160(2)'deki 'şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplama' yükümlülüğü, soruşturmanın objektifliği ilkesiyle nasıl bir bağ kurar? Bu yükümlülüğün ihlali, adil yargılanma hakkını (AİHS m.6) nasıl etkiler?
CMK m.160(2)'deki bu yükümlülük, soruşturmanın sadece şüphelinin suçluluğunu ispatlamaya yönelik tek taraflı bir faaliyet olmadığını, maddi gerçeğin her yönüyle ortaya çıkarılmasını hedefleyen objektif bir süreç olması gerektiğini vurgular. Cumhuriyet savcısı, bir 'taraf' gibi değil, adaletin tecellisi için çalışan bir kamu görevlisi gibi hareket etmelidir. Şüphelinin lehine olabilecek delillerin (örneğin, tanık ifadeleri, alibi kanıtları, suçsuzluğunu gösterebilecek belgeler) toplanıp dosyaya konulması, soruşturmanın objektifliğinin ve dürüstlüğünün bir gereğidir. Bu yükümlülüğün ihlali, şüphelinin savunma haklarını ciddi şekilde zedeler. Eğer sadece aleyhe deliller toplanır, lehe olanlar göz ardı edilirse, şüpheli haksız bir suçlamayla karşı karşıya kalabilir ve mahkumiyet riski artar. Bu durum, AİHS m.6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerine aykırılık oluşturur. Zira şüpheli, devletin toplamadığı lehe delillere ulaşmakta zorlanabilir ve savunması zayıflayabilir.